Kur’an ayı Ramazan’a hazır mıyız?

Ramazan, dünyanın her yanında bütün insani hususiyetlerin inkişafına açık bir fırsat, bir ganimet günleridir. Herkes kabiliyetinin elverdiği ölçüde bütün manevi kirlerden arınır ve cennetlere ehil hale gelir.
Peygamber Efendimiz’in, “ümmetimin ayı” dediği Razaman, gecesiyle ve gündüzüyle tamamen ibadet olan, kudsî bir aydır. Bu ay “cennet kapılarının açılıp cehennem kapılarının kapatıldığı, azgın ve inatçı şeytanların zincire vurulduğu” mübarek bir aydır. (Buharî)
KUR’ÂN BU AYDA İNDİRİLDİ
Bu ayın kıymeti öncelikle, Kur’ân-ı Kerim’in, dünya semâsından beşeriyet ufkuna bu ayda indirilmesinden kaynaklanmaktadır. Ayet-i kerimede, “O Ramazan ayı ki insanlığa bir rehber olan, onları doğru yola götüren ve hakkı batıldan ayıran en açık ve parlak delilleri ihtiva eden Kur’ân, o ayda indirildi.” buyrulmaktadır. (Bakara, 2/185)
Orucun farz kılınmasının anlatıldığı ayet-i kerimede; “Ey iman edenler. Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Ta ki müttakilerden olasınız.” (Bakara, 2/183) buyurulması, orucun pek çok gayelerinden birinin de, insanı takvaya ulaştırması olduğunu ifade etmektir.
Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde, diğer aylardan farklı özellikleriyle anlatılan Ramazan ayı, “oruç tutanın geçmiş günahlarının bağışlandığı”, “her iftar vaktinde cehennemden azad edilenlerin olduğu”, “içinde bin aydan daha hayırlı Kadir Gecesi’nin bulunduğu” bulunmaz bir fırsat olarak kabul edilmeli ve ona göre değerlendirilmelidir.

ramazan2Yalanı, sahtekârlığı bırakmayanın orucu olur mu?

Oruç tutan Müslümanlar, bu ayda her zaman uymak zorunda oldukları prensipleri, daha şuurlu ve ihtimamla yerine getirmeli, vücudunun maddî ve manevî bütün azalarına oruç tutturmalıdırlar. Zira Allah Resulü, “Her kim yalan söylemeyi ve yalanla iş yapmayı (sahtekârlığı) bırakmazsa, o kişinin yemesini içmesini bırakmasına Allah’ın hiçbir ihtiyacı yoktur.” (Buharî) buyurarak, oruç tutmanın sadece aç kalmak olmadığını ifade etmiştir.

ramazan3Çok Kur’an okumalı, sadaka vermeli

Ramazan’da, Kur’ân okuma, sadaka verme, oruçluya iftar ettirme, itikafa girme gibi yapılan bütün ibadetler çok önemlidir ve hepsinin sevabı diğer günlere göre 7, 70 ve 700 katı olarak ifade edilmektedir. Fakat şartları yerine getirilerek tutulan orucun sevabı, meleklerin dahi muttalî olamayacakları kadar büyüktür. Bir kudsî hadiste Cenâb-ı Hak, “Oruç (sadece) Benim içindir. Onun karşılığını da yalnız Ben veririm.” buyurmaktadır.

ramazan4Bu aya yetişene ne mutlu

Peygamber Efendimiz, Ramazan’ı hakkıyla değerlendiren herkesin affedileceği müjdesini vermiştir: “Cebrâil aleyhisselam geldi ve ‘Ramazan’a yetişmiş olduğu halde Allah’ın mağfiretini kazanamamış kimseye de yazıklar olsun, rahmetten uzak olsun dedi, ben de ‘amin’ dedim.” buyurmuş ve bu aya erişip de kendini affettirme gayretine girmemenin büyük bir kayıp olduğunu ifade etmiştir. Oruçlu mü’minin ferahlayıp sevineceği iki an vardır: Birisi iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla Rabb’ine kavuştuğu andır.” (Buhârî)

CAFER CAN

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER