Türkiye’m, güzel yurdum, yeni ve müthiş bir üretim sanatına tanık oluyor: ‘Düşman Üretme Sanatı!’

Bu sanatın inceden inceye düşünülmüş bir stratejiye dayandığı belli: Önce verili, bilinen ve kamuoyunca ‘düşman’ olduğu kabul edilmiş bir hazır hedef tespit ediliyor. Sonra kim ‘düşman’ olarak hedeflenmişse bu yeni hedefin, verili ve bilinen düşmanla özdeşleştirilmesi için bir kampanya başlatılıyor. Örnek: PKK terörist ve düşman -bu biliniyor! Sıra, ‘düşman’ ilan edilerek tasfiyesi istenen partiye, HDP’ye geliyor. Hoş, HDP de, ‘Düşman Üretme Sanatı’ stratejistlerine bol bol fırsat veriyor! HDP, PKK ile özdeşleştiriliyor!

Düşman Üretme Sanatı stratejisinde ikinci aşama: Sıra CHP’de! Bu defa CHP’nin HDP ile özdeşleştirilmesi için çalışmalar başlıyor. Hoş, CHP de, tıpkı HDP gibi, ‘Düşman Üretme Sanatı’ stratejistlerine yardımda elhak kusur etmiyor! CHP, HDP ile, dolayısıyla da PKK ile özdeşleştiriliyor. Formül şu: PKK=HDP, CHP=HDP, Öyleyse: CHP=PKK…

CHP’nin tıpkı HDP gibi bir terör örgütü olduğu izlenimi verilerek tamamlanan stratejinin, kamuoyunun da desteğini sağladığı gösterilmeye çalışılıyor. İstanbul’daki şehit cenazesinde CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun yuhalanması, ona bir kurşun kovanı atılması, ‘Düşman Üretme Sanatı’ stratejistlerinin hesaplarına göre, CHP ile PKK arasındaki ilişkinin[!] kamuoyu tarafından da anlaşıldığını göstermiş oluyor! Kamuoyu kim? Bir uyuşturucu sabıkalısı…
‘Düşman Üretme Sanatı’ stratejisi, 17-25 Aralık’tan itibaren başlatıldı. İlk düşman ‘paralel yapı’ oldu ve ‘terör örgütü’ ilan edildi. Sonra HDP’ye ve en sonunda da CHP’ye sıra geldi.
Bununla da kalınmayacağı anlaşılıyor: AKP’nin Reis’e ters düşenlerinde sıra. Abdullah Gül, Bülent Arınç başta olmak üzere, yakında muhaliflerin de düşman ilan edilmesi kaçınılmaz görünüyor. Merak ettiğim şu: ‘Düşman Üretme Sanatı’ stratejistleri, acaba Gül, Arınç ve diğerlerinin ‘düşman’ ve/veya ‘vatan haini’ ilan edilebilmeleri için onları hangi ‘düşman’ veya ‘terör örgütü’ ile ilişkilendirecek? Bir tahminde bulunayım: Sanırım en akla yakın olanı, Gül’ün ve Arınç’ın ‘paralel yapı’ya bağlanmaları olacak! Onların DHKP-C veya PKK ile irtibatlandırılmaları söz konusu olmayacağına göre! Ama stratejistlerin işi hiç belli olmaz…
Geriye kala kala bir MHP kalıyor. Bana kalırsa MHP, ‘bizi de bir punduna getirip düşman ilan edecekler?’ endişesiyle, titreyip AKP’ye dönecek! Reis’in başkanlığına itiraz etmenin ne demeye geldiğini yavaş yavaş idrak etmek durumundalar çünkü! Peki ya, Reis’in korkusundan titreyip AKP’ye dönmezlerse? Gerekçe hazır: Meral Akşener ve Sinan Ogan, Bahçeli tarafından zaten ‘paralel’ ilan edilmediler mi? Hem Bahçeli’nin bizzat kendisi de ‘paralel’ olamaz mı yani? Niye olmasın? Strateji, ‘Ben paralel dedim mi, o paralel olur!’ mantığıyla işlediğine göre?

Bu durumda çok kısa bir zamanda vaziyet-i umumîye, Türkiye’de AKP ve Reis karşıtı kim varsa, gözünün yaşına bakılmadan düşman ve/veya ‘vatan haini’ ilan edileceğini göstermektedir. Türkiye sosyolojisi, ‘AKP ve düşmanlar’ olarak yeniden yazılmak durumunda kalacak: Ya AKP’li olacaksınız ya da ‘düşman! İkisinin ortası yok artık Türkiye’de. Bundan böyle, bu ülkede ‘düşman’ ve/veya ‘vatan haini’ olmaktan kurtulmak için sadece AKP’li olmak da yetmiyor, aynı zamanda Reis’çi olmak da gerekiyor! Baksanıza, Gül de, Arınç da AKP’li, ama Reis’e ters düştükleri için uğramadıkları hakaret kalmadı…

Az daha unutuyordum: Stratejistlerin dağarında ‘Balyoz’ ve Ergenekon’la ilişkilendirip ‘düşman’ ilan etme imkanı da var…

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER