Merkel Koalisyonu’nun Erdoğan ile İmtihanı [Berk Uluç]

Almanya Hristiyan Demokrat Koalisyonu’nun ortaklarından CSU partisinin genel başkanı ve Baverya Başbakanı Horst Seehofer bir kaç hafta önce Almanya Şansölyesi’ne dair söyledikleri ile ülke gündeminin en üst sıralarına tırmanmayı başardı. Bilindiği üzere, Merkel’in Hristiyan Demokrat Partisi (CDU) kırk yılı aşkın bir zamandan bu yana Horst Seehofer’in Hristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) ile Almanya genel seçimlerinde birlikte hareket etmekte.

Seehofer’in Merkel ile alakalı rahatsızlığı mülteci meselesinin Almanya’nın gündemine girdiği ilk günlere kadar uzanmakta ve bu anlamda üç sorun alanı göze çarpmakta. İlk sorun alanı şüphesiz Merkel’in mülteci meselesine dair ortaya koymuş olduğu siyasi pozisyondan kaynaklanmakta. Merkel’in 4 Eylül 2015’te Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de bekleyen binlerce mülteciye sığınma hakkı tanıyan yasayı onaylamasıyla, Seehofer ‘’alınan karar son derece yanlış ve uzun yıllar Almanya’ya bedel ödetecek bir karardır’’ şeklinde kendisinden beklenmeyecek ölçüde sert ifadelerde bulunmuş ve parti çevrelerince şaşkınlığa yol açmıştı. Hatta 2016 yılı ocak ayında, Seehofer bir adım öteye giderek Merkel’i mülteci meselesine dair verdiği karardan dolayı Anayasa mahkemesine dava etmekle tehdit etmiş fakat bu hukuki adımı atmamıştı.

İkinci olarak ise, Baverya başbakanı Seehofer, mülteci ve İslam karşıtı olması ile bilinen aşırı sağ partilerin gerek Almanya’da gerekse Avrupa’daki yükselişini de Merkel’in mülteci politikalarına bağlamış ve koalisyon içinde ciddi tartışmalara kapı aralamıştı. Seehofer, 2015 yılından bu güne Almanya Hristiyan Demokrat Koalisyonu’nun yüzde 9’luk bir oy kaybına maruz kaldığını, son bir yıllık süreçte yüzde 42 oy oranından yüzde 33 düzeylerine düştüğünü defaatle belirtti. Aynı dönemde, aşırı sağ söylemleri ile bilinen Almanya için Alternatif Partisi (AFD) ise oy oranını yüzde 4’ten yüzde 13’e yükselterek, CDU/CSU Hristiyan Demokrat Koalisyonu’nun ciddi oy kaybetmesinde önemli rol oynadı.

Üçüncü sorun alanı ise Merkel’in mimarlığını yaptığı AB-Türkiye Mülteci Anlaşmasına dair. Seehofer gerek Münih’te gerek Berlin’de katıldığı basın toplantılarında, Almanya ve Avrupa’nın böylesine büyük bir sorunu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a havale ederek çözemeyeceğini belirtmiş, Erdoğan’a bu konuda güvenemeyeceklerini açıkça beyan etmişti. Bağlantılı olarak, Merkel’in 2015 yılında genel seçimlere iki hafta kala Erdoğan’ı destekler mahiyetteki resmi ziyaretini sert dille eleştirerek, böyle bir seyahatin Türk hükümetinin insan hakları ihlalilerini derinleştiren ve demokrasinin altını oyan politikalarına destek vermek şeklinde algılanacağını dile getirmişti.

Özellikle, son bir aydır Erdoğan’ın AB’yi mülteci meselesi üzerinden tehdit etmesi ve Merkel’in Erdoğan’ı kaybetmeme uğruna düşük profilli yorumlar yapması Hristiyan Demokrat Koalisyonu’nda oluşan çatlağın daha da derinleşmesine neden olurken; Berlin, Brüksel ve Ankara üçgeninde tansiyonun yükselmesine de sebep oldu.

Şansölye Merkel, koalisyon ortağının bu eleştirilerini ve aleyhine dönen kamuoyu baskısını hafifletmek uğruna aylardır Bundestag’a intikal etmesi beklenen Ermeni Tasarısını geçen haftalarda meclis gündemine getirerek rahat bir nefes almayı başardı. Ancak, başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere Türk yetkililerin Alman meclisinin aldığı bu karara binaen Alman toplumunu küçük düşüren ifadeler kullanması, Merkel’i koalisyon ortağı olan Seehofer’a ve yaptığı eleştirilere karşı son derece zayıf bir pozisyona sokmuş görünüyor. Tüm bu belirtilenler ışığında şunu öngörmek mümkün. Mülteci meselesinde Merkel’in geleneksel tutumunu devam ettirmesi, aşırı sağın güçlenmesine sebep olacak ilintili politikaların Merkel tarafından revize edilmemesi ve Erdoğan – Merkel siyasi birlikteliğinin devamı gibi konular yakın gelecekte Alman Hristiyan Demokrat Koalisyonu’nu daha da derinden sarsacağa benziyor.

BERK ULUÇ

Dr., Siyaset Bilimci

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER