Nurettin Topçu, Kanlı Pazar faillerini hiç affetmedi

Nurettin Topçu’nun Türk kültür ve fikir hayatında müstesna bir yeri var. ‘Muallim’ olduğu kadar “Bir İsyan Ahlakçısı” ve fikir adamıdır. Düşüncelerini güncel kılan hususlardan biri de Müslümanlık iddiasını taşıyanların sahip oldukları kültür ile İslam arasındaki makasın çok açıldığını görmüş olması ve ‘cesaretle’ yazıp çizmesi. Güçlü ters rüzgârlar esiyorken bile…

Yazı, Kanlı Pazar olayının ardından yazılmış. 1969 her bakımdan tarihi bir yıl. Erbakan’ın siyaset sahnesine çıkıp bağımsız milletvekili olarak Meclis’e girdiği sene. Alparslan Türkeş’in de ilk Parlamento’ya giriş tarihi; Milliyetçi Hareket Partisi bu yıl teşekkül ediyor. Alevilerin ilk siyasi partisi Türkiye Birlik Partisi de bu yıl Meclis’e 8 milletvekili sokuyor. 1969’da Celal Bayar’ın siyasi affının gündeme gelmesiyle askerin örtülü ‘müdahalesi’ ile seçimlere gidiliyor. Yakın zamanda Amerikan gizli haber alma servisinin bu yılla ilgili darbe girişimi raporlarından çıktı. CHP lideri İsmet İnönü’nün de askerin darbe tehdidine pabuç bırakmadığı, Bayar’ın affını savunduğu da orada yazıyor.

Nurettin Topçu’nun meşhur “İsyan ahlakı” yazısı da bu yıl çıkıyor. Konu ettiğimiz Kanlı Pazar’la ilgili “Kin ve din birleşmez” başlıklı yazısı da. İsmail Kara’nın yeni çıkan, Erzurum’da düzenlenen Nurettin Topçu Sempozyumu dolayısıyla hazırlanan “Bir İsyan Ahlakçısı” kitabından öğreniyoruz ki Topçu’nun benzer başlığı taşıyan 1952 tarihli bir yazısı ve broşürü daha var. 22 Kasım 1952’de Vatan Gazetesi başyazarı Mehmet Emin Yalman’ın Malatya’da Hüseyin Üzmez tarafından vurulması ve yaralanması ile ilgili yazılmış. Başlık aşağı yukarı aynı: “Din ile ‘kin’in mücadelesi”. 52 olayının milliyetçi muhafazakâr mütedeyyin kesimler üzerinde bir baskı aracı olarak kullanıldığı da vurgulanıyor Kara’nın hazırladığı kitapta. Necip Fazıl gibi pek çok kişi bu olay üzerine tevkif edilmişti.

Topçu, muhtelif yazılarında mütedeyyin topluluklar içinde gelişen Müslümanlık ve hareket anlayışını eleştirir ve bu konularda da lafı pek eğip bükmez. 1961 yılında her şeyin ‘siyaset’e indirgenmesi de onlardan biri. “Bu mukaddes cihadın siyaset cephesinde yapılacağını zannedenler yakın tarihimizde birkaç kere yanıldıklarını gördüler. Cihadımız fikir ve ruh cephesinde, ahlak ve iman cephesinde yapılacaktır.” diye yazıyor.

‘YAŞANAN ZİLLETTİR’

1939 yılından itibaren Hareket Dergisi’ni çıkartan (fasılalarla 4 ayrı dönem) ve vefatına kadar ‘muallim’ vasfını sürdüren Nurettin Topçu, İslam’ı en çok Müslümanlığı temsil ettiği iddiasında olanların tahrif ettiği düşüncesindedir. “İslam ruhunu ihya için ‘Müslümanız diyen insan yığını’nın safsatalarından İslam’ı kurtararak, gerçek aslına icra edecek olan bir reformun mutlaka yapılması gerektiğini.” yazar 1968’de. Nurettin Topçu, öte taraftan, Nakşibendiliğin bir koluna intisap etmiş dindar bir kişidir.

Kanlı Pazar diye adlandırılan olay, 16 Şubat (1969) günü İstanbul’a gelen Amerika’nın 6. filosunu protesto etmeye hazırlanan sol-komünist gruplara yönelik milliyetçi sağ tandanslı kişilerin saldırısıyla ortaya çıktı. Taksim Meydanı’nda 2 kişi öldü, 100’den fazla kişi de yaralandı. Konuyu Nurettin Topçu’nun sözünü ettiğimiz Mart 1969’da çıkan ilgili yazısından izleyelim. “Amerika komünizme düşmandır; komünizm de Müslümanlığa düşman olduğu için Amerika’yı desteklemek her Müslüman’ın üzerine vaciptir; bu belki de bir cihattır. Desteklemek için ne lazımsa yapılır, gayeye varmak için adam öldürmek caiz olur, hele öldürülen komünist ise. “ Olan bitenin mantığını böyle izah ediyor Topçu. Yaşanan zillettir ona göre ve din adına en bayağı siyaset entrikalarıyla kirlenmiş olmalarına rağmen bazılarının halen ‘dinin büyükleri’ diye tanınması zilletin esaslarından biridir. Topçu, sert:

“Din kardeşlerinin birbirlerinin öldürmesi İslam’da var mıdır? Allah’ın emirlerini böylesine pervasızca çiğnedikten sonra yine de kendilerinin Müslüman olduklarına inanmalarının sebebi sakallı, salavatlı ve hacı oldukları mıdır? Allah’ın emirlerine itaat ettirmek için cihad yapılırmış. Nerede ve hangi devirde yumruk ve balta ile kalpler kazanılmıştır.”

Devletin ihmali, kastı ve provokasyon gibi her zaman olagelen konulara değinmiyor bile Topçu; direkt olarak bu tarz-ı hareketin mütedeyyin toplumlarda yer bulabilmiş olmasını eleştiriyor. Zira olay spontane çıkmamış, protestoya karşı nasıl tepki verileceği günler öncesinden bellidir. Gazete manşetleriyle her şey duyurulmuştur. Mehmet Şevket Eygi, olay günü Bugün gazetesinde çıkan yazısında genel havayı özetliyor: “Büyük fırtına patlamak üzeredir, Müslümanlar ile kızıl kâfirler arasında topyekûn savaş kaçınılmaz hale gelmiştir… Komünizm küfrüne karşı derhal silahlan. İslam’da askerlik ve cihad ihtiyari değildir, mecburidir. Allah ve ona kulluk borcunun içinde cihad farizasının da bulunduğunu bir an bile unutma… Onlarda taş, sopa, demir, molotof kokteyli mi var? Biz de aynı silahları kullanmaktan aciz değiliz… Müslümanlar, komünizmle çarpışan devlet kuvvetlerine yardımcı olsunlar… Bir şeyler olursa, silahlar patlar patlamaz, vazifeye koşmağa çalışacağız.” Bu soğuk savaş sağcılığı döneme damgasını vuracaktır.

020206 020205 020202 020201

KİN İLE DİN BİRLEŞMEZ

Nurettin Topçu’nun Kanlı Pazar üzerine ‘Kin ile din birleşmez’ yazısında Eygi’de görüldüğü türden yanlış din ve tarih okumasına karşı meydan okuması devam ediyor. İşi organize edenlere sesleniyor. “Onlar acaba kanlı günü akşamında rahatça uyuyabildiler mi? Yarınki İslamiyet’i bu mukaddes topraklarda katlettiklerini hiç düşünmediler mi? Gözyaşını içine olsun sızdıran olmadı mı? Acaba o kadar mı nasırlandı ruhlar?” Topçu, Müslümanlık adına hareket ettiğini ileri sürenlerin İslam kültürüne de, İslam’ın ruhuna da sahip olmadıklarını ileri sürüyor: “İslam liderleri denenler Müslümanları daha fazla soyabilmek için her gün bir zümreyi öbürünün üzerine saldırtmaktadırlar.”

BAŞKALARI GİBİ DÜŞÜNMEYEN YAZAR

Öğrencisi ve takipçilerinden yayıncı Ezel Elverdi, Bir İsyan Ahlakçısı kitabının en sonunda kendi yaşadığı hatıralarını paylaşırken Nurettin Topçu’nun 1969 yılında meydana gelen olayın faillerini affetmediğini yazıyor. Elverdi’nin ifadesi tam olarak şöyle: “Meşhur Kanlı Pazar hadisesinde muhafazakâr, milliyetçi çevrelerin karşı tarafa saldırmasını hiç affetmedi.” Diğer öğrencisi Muzaffer Civelek “Yadımda kalanlar” başlıklı makalesinde o yazısı için, “O günün ve sonrasının kin ve intikam atmosferini bilenler için çok aykırı ütopik düşüncelerdi.” diyor. Anlaşılan o ki Topçu, bu fikirleriyle bir hayli yalnızdır. Civelek’e göre Topçu, o yazısında insanları sokakların şiddetinden vazgeçirerek, anarşist ve komünist olarak adlandırılan kimseleri kucaklamaya davet ediyordu. Topçu, tam da korktuğu şey gerçekleştiği dönemde 75 yılında hayata gözlerini yumar.
Hareket Dergisi’nin ilk sayılarının birinde etrafı mızraklı insanlarla sarılmış bir adam resmi

vardır ve altında da ‘Başkaları gibi düşünmeyen adam’ diye yazar. Bunu paylaşan Muzaffer Civelek, “Şimdi düşündüğümde aslında o resimdeki adamın kendisini temsil ettiğini sanıyorum. O muhafazakâr ve dindardı, ama başkaları gibi değil; o inkılâpçı ve ilerlemeciydi ama başkaları gibi değil; o sosyal adaleti savunuyordu, ama başkaları gibi değil…”

O başkalarının bitmek bilmeyen savaşında Topçu’nun sesini duyabiliyor musunuz?

Sabahattin Ali’ye de sahip çıktı

020211Bir İsyan Ahlakçısı” kitabında Topçu’nun öğrencilerinden Muzaffer Civelek’in hatıra defterinde Sabahattin Ali bahsi de var. Milliyetçi, mukaddesatçı kesimlerde Sabahattin Ali için solcu, komünist ve vatan haini denilmekteyken Topçu buna aldırmadan Ali’nin kitaplarının okunmasını tavsiye etmektedir. “Kürt Mantolu Madonna’nın mistik ve romantik yazarı Sabahattin Ali’nin Kuyucaklı Yusuf romanındaki karakter ve yazarın çizdiği sefil, bitkin, acılı Anadolu gerçeği Nurettin Bey’i derinden etkilemiş olacak ki Sabahattin Ali’ye sempatiyle bakıyordu.” diye yazıyor Civelek. Sağcı, milliyetçi yazarların komünist avında düşman cephesine yazdıkları Sabahattin Ali için Topçu, “Başından sonuna kadar bu vatan toprağının ve Anadolu insanının sevgisiyle doludur… Ali, milliyetçilerin göz bebeği ve öz kardeşidir.” diye yazar.

SAFFET OVALI

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER