[email protected]

Cihadın meşru gerekçesi meşru savaşın da gerekçesidir. Yağma, talan, hırsızlık, sömürgecilik, başkalarının maddi ve tabii kaynaklarına el koyma, tahakküm, politik ve stratejik nüfuz amacıyla yapılan savaşlar meşru cihat değildir.  

Bugün İslam dünyasında mezhep mensupları ve etnik gruplar birbirlerini öldürür. İşgal kuvvetlerine karşı savaşanlar veya otoriter rejimleri devirmeye kalkışanlar yaptıklarının cihad olduğunu söylüyorlar. Hiçbir şekilde Müslümanların silaha başvurmamaları gerektiğine inananlara göre ise bugünkü cihat nitelik değiştirmiştir. Cihat söz, kalem, fikir, ilimler, tebliğ vb. maddi/somut olmayan yol ve yöntemlerle yapılmalıdır. Dünya soruyor: Cihat adı verilen eylemler ve çatışmalar Müslümanların birbirlerini öldürmelerine veya masum sivillerin katledilmesine yol açıyorsa, bu nasıl bir din ki yücelttiği bir vecibe bunca cinayetlere mesnet teşkil edebiliyor?

Peki, cihat nedir? Genel kabul gören tarife göre cihat, “insan ile İslam arasındaki engellerin ortadan kaldırılması”dır. Bu en geniş manadaki tarife göre fikri ve ilmi çalışmalar da cihat şemsiyesi altında toplanır. Ama ilk anda bu makul görünmekle beraber fikri ve ilmi çalışmalara literatürde başka adlar vermek mümkün. Mesela tebliğ ve irşad ya da farz fiiller ve ibadet türünden vecibeler demek gibi.

Daha özel tanıma göre “bi ma’na’l kital” cihat meşru savaşın diğer ismidir..
“Allah yolunda savaşın.” (2/Bakara, 244) Kur’an’da “kıtâl” emrinin geçtiği her yerde “Allah yolunda (fi sebili’llah)” kaydı geçmektedir. Bu, cihat olan kıtâlın meşru ve sahihi niyet ve maksadını gösterir. Yağma, talan, hırsızlık, sömürgecilik, başkalarının maddi ve tabii kaynaklarına el koyma, tahakküm, politik ve stratejik nüfuz amacıyla yapılan savaşlar meşru cihat değildir. Şahsi menfaat, grup asabiyeti, milli/ulusal nüfuz ve çıkar amaçlı savaşlar da öyledir. Nitekim belki de İkinci Asr-ı Saadet’ten sonra tarih boyunca işbaşına gelen yegane müçtehid halife olan Ömer bin Abdülaziz’in ilk yaptığı işlerden biri Azerbaycan ve Ermenistan’da savaşan orduları geri çekmek oldu. Ona göre Müslümanlar oraya İ’lay-ı kelimetullah ve tebliğ için değil, “fetih” adı altında ganimet ve toprak elde etmek maksadıyla gitmişlerdi. İslam kılıçla ve savaşla yayılmaz; kılıçla dine dahil etme Hıristiyanlığa aittir, buna “kutsal cihat” derler. Savaş “Allah yolunda” olunca haklı ve adil olur. Cihadın meşru gerekçesi meşru savaşın da gerekçesidir. En haklı savaş, yurtları işgale uğrayan insanların savaşıdır. Bunun yanında bir halk ağır baskı altında zulüm ve cefa görüp (fitne) Müslümanlardan yardım talep ediyor da, Müslümanların siyasi aklı bunda maslahat görüyorsa savaşır, ama onlar baskıdan kurtulduklarında İslam’ın dışında bir dini seçme özgürlüğüne sahiptirler.

Otoriter bir yönetimi devirmek üzere başlatılan savaşa Şii müçtehitler cevaz vermemiştir, çünkü Şia’ya göre Mehdi zuhur edinceye kadar, yönetimlerin zulüm ve adaletsizlikleri tabiatları gereğidir. Zuhur gününe kadar imamlar halkı irşad edecek, İslami ahkâmı imkânlar ölçüsünde uygulayacak ve sabredip Mehdi’nin gelişi için dua edecektir. İmam Humeyni, şahı devrimle devirdi ama cihat ilan etmedi. Sünni öğreti de bir baskı rejimini değiştirmek galip ihtimal içinde değilse, ayaklanma fitneye yol açacaksa silahlı ayaklanmalara cevaz vermemiştir. Her ne olursa olsun silahlı ayaklanmayı vacip gören Hariciler ve Zeydiler olmuştur.

Cihat Müslüman’a karşı açılmaz; inkârcıya, işgalciye ve saldırgana karşı olur. Bir zulüm yönetimiyle uzlaşılmaz ama iç savaş ihtimali veya toplumun kaybı hayli yüksek ise -Suriye’de öyle oldu- yönetime karşı silahlı ayaklanma yapmak zararı artırmaktan başka sonuç vermez. En bariz ve meşru tutumu Mısır İhvan’ı göstermektedir. Bugüne kadar 5 bin üyesi katledildiği, 20 bin elemanı hapse atıldığı ve haklarında 620 idam kararı verildiği halde silaha sarılmadılar, hâlâ da silah kullanmayı reddetmektedirler.

Cihad bireyler, örgütler, cemaatler tarafından ilan edilemez, cihat ilan etmek meşru kamu otoritesinin uhdesindedir. İşgalciye ve saldırgana karşı cihat her türlü terörden uzaktır. Savaş hukukunda hangi kurallar geçerli ise cihat için de geçerlidir. Kısaca cihat, salt fikri ve ilmi gayret değildir; buna “cehd ve mücahede” denir. Cihat politik ve stratejik nüfuz ve maddi-ekonomik fayda temin etmek için yapılmaz. İşgalciye ve saldırgana karşı yapılır ama savaş hukukuyla sınırlıdır. Müslümanların birbirlerini katletmeleri veya teröre başvurmaları cihat değildir.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER