Fransa neden déjà-vu yaşıyor?

Fransa’daki saldırıları tetikleyen sebeplere baktığımızda,  terör gruplarının çoğunlukla Fransa’nın Müslümanları ötekileştiren göçmen politikası ve Afrika’nın farklı bölgelerindeki askerî angajmanlarını bahane ettiğini görmekteyiz. Nice saldırısının ardından Fransa makamları bir süreliğine sınırların kapatılacağını, mülteci, sığınma ve korunma başvurularını işleme koymayacaklarını  açıklayabilir.

Fransa, ülkenin güneyindeki Nice kentinde dün gece geç saatlerde düzenlenen terör saldırısıyla adeta tekrar kötü bir déjà-vu yaşadı.

Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, saldırıyla ilgili Paris terörle mücadele savcılığının geniş çaplı bir soruşturma yürüttüğünü belirtti. Saldırıya dair henüz doğrulanamayan birçok detay ve bilgi olduğunu belirtmekle beraber, Nice valiliğinden yapılan açıklamaya göre polisin etkisiz hale getirdiği saldırganın 31 yaşında ve Tunus kökenli olduğu belirtiliyor.

Neden ve hangi gerekçelerle Fransa gibi istihbarat ve güvenlik birimlerinin son derece yetkin olduğu ülkede son bir yılda Charlie Hebdo, Paris saldırıları ve önceki gece Nice’te yaşanan mefhum terör olayının gerçekleşebiliyor olduğu kamuoyunun merakla cevabını beklediği sorular arasında.

Ülkenin iç ve dış politikasını etkileyecek

Fransa, şüphesiz Avrupa’da geniş bir Müslüman toplumuna ev sahipliği yapan ülkelerin başında gelmekte. Özellikle 2010 yılından bugüne etkisini hala sürdürmekte olan Arap Baharı ve Suriye Krizi’nin sebep olduğu göçmen dalgası, binlerce mültecinin Fransa’ya yerleşmesi sonucunu ortaya çıkardı. Bu göç dalgası ile beraber radikal unsurların Fransa’nın muhtelif şehirlerinde varlık alanı bulduğunu iddia etmek zor olmayacaktır. Fakat son bir yıldır Fransa’da gerçekleşen terör saldırılarına baktığımızda, saldırıyı gerçekleştirenlerin Fransa ya da Avrupa’nın farklı ülkelerinde doğmuş-büyümüş insanlar olduğu gerçeği ile karşılaşmaktayız. Bu hususa işaret etmek adına 2005 yılında Paris banliyölerinde patlak veren ve özellikle Afrikalı göçmen Müslümanların Paris sokaklarını yerle bir ettiği saldırıları hatırlatmakta yarar var. İlintili olarak, Fransa’da vuku bulan terör eylemlerini tetikleyen kritik sebeplere baktığımıza, bu saldırıları gerçekleştiren terör gruplarının çoğunlukla Fransa’nın Müslümanları ötekileştiren göçmen politikasını ve Afrika’nın farklı bölgelerindeki askeri angajmanlarını bahane ettiğini görmekteyiz.

İkinci bir unsur ise, son Paris saldırılarının detayları tekrar incelenecek olursa, saldırının failinin Brüksel’in Mollenbek bölgesinden Fas asıllı bir Belçikalı olduğu hatırlanacaktır. Birçok terör uzmanının ortak kanaati dikkate alındığında Fransa’da ki terör faaliyetlerinin önemli bir kısmı istihbarat zafiyetinin had safhada olduğu Belçika’da kurgulandığı ve burada yaşayan teröristlerce yapıldığı anlaşılacaktır. Bu durumun varlığı bizi iki tespit yapmaya zorluyor. İlk olarak, Fransa, Belçika, ya da üçüncü bir AB ülkesinde faaliyet gösteren terör gruplarını ortak bir istihbarat şemsiyesi altında takip edecek pan-Avrupai sınır ötesi bir yapı maalesef bulunmamakta. Bu zaaf son bir yıldır AB düzeyinde de çok ciddi tartışılan önemli bir mesele haline gelmiş durumda. İkinci olarak ise, Fransa güvenlik birimlerinin sadece Fransa sathında değil; terör ile ilintili ve Fransa’da farklı radikal unsurlarla etkileşim halinde olan kişi ve kurumları bütün bir Şengen bölgesinde takip edip etkisiz hale getirmek zorunda kaldığı bir döneme girmiş olduğumuzu belirtmek gerek.

Bu vahim terör saldırısının gerek Fransa içerisinde gerekse dışında muhtemel sonuçları olacaktır. Birçokları tarafından da beklenildiği üzere, Le Pen’in liderliğini yaptığı (Front National) Fransız aşırı sağcı parti yükselen trendine yeni bir ivme kazandırarak, yabancı düşmanlığı üzerinden yaklaşmakta olan Fransız genel seçimlerinden önce Müslüman karşıtı bir kampanya başlatabilir. Böyle bir trendin Hollanda, Avusturya, Polonya ve Macaristan gibi AB ülkelerinde de taban bulabileceğini tahmin etmek zor olamasa gerek.

Nice’te gerçekleşen terör saldırısının Fransa’nın dış politikasında da bir takım muhtemel etkileri olabilir. Bu bağlamdan hareketle iki beklenti üzerinden değerlendirme yapabiliriz. Dün gerçekleşen saldırıyı henüz IŞID üstlenmemiş olmasına rağmen, son Paris saldırılarından sonra da gördüğümüz üzere, Fransa Koalisyon güçleri ile beraber IŞID’in Suriye ve Irak’ta ki yapılanmalarını bombalayarak, Nice saldırısına dair kamuoyunu rahatlatmak isteyebilir. Bununla beraber, hâlihazırda Avrupa’da devam etmekte olan mülteci krizine dair tartışmalarda Fransa’nın çok daha katı bir tutum almasını bekleyebiliriz. Biraz açmak gerekirse, Fransa makamları fiili olarak belirlenecek bir tarihten itibaren bir süreliğine tüm sınırların kapatılacağını, aynı şekilde belirli bir süre boyunca ülkeye mülteci, sığınma ve korunma başvurularını işleme koymayacaklarını resmi olarak açıklayabilir.

BERK ULUÇ

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER