Nice’deki saldırı dehşet verici. Bu saldırıyı bütün hücrelerinde derin bir üzüntü ile hissedenlerin başında, -tanıyanlar itiraz etmez- Cemal Uşak’ın geldiğinden emin olabilirsiniz. O kadar ki, kanserli hücrelerini bile bu üzüntüye ortak etmiştir. Nice’i taze olduğu için söylüyorum, İstanbul’da havaalanına yapılan saldırıyı, şehitlerimizi öğrendiği an Cemal Uşak’ın yanında olanlar, onun yüz ifadesinden, ses tonundan, sözlerinden şiddetin travmasını sanki olay yerindeymiş gibi hissederler. Hayatını barışa, hoşgörüye, insan hayatının kudsiyetine adayan bir sivil aktivistin kaynak suyu gibi berrak samimi infialine tanık olurlar.

Erdoğan başta olmak üzere, terör tanımının kapsamı ile meşgul olanların, Fransızca olan bu deyim yerine yakın zamana kadar “tedhiş” kelimesini kullandığımızı hatırlamaları lâzım.

“Tedhiş” şiddet eylemini amacına, elde etmek istediği neticeye göre kavramlaştıran bir deyim. Şiddet eylemi, halkta “dehşet” duygusu yaratmak için yapılıyorsa buna “tedhiş”, Fransızca karşılığı ile “terör” deniyor. “Tedhiş”, “dehşet” kelimesi ile aynı kökten, “dehşete yol açma” anlamına geliyor. Nice’deki eylemi düşünün, bir kamyon kalabalığa dalıyor ve yüze yakın insanı öldürüyor. Sokakta, caddede yürürken kamyonlara bakışınız değişmez mi? Terörü doğasının ve mantığını anlamak ve çare bulmak için bu “dehşet tutkusu”nu çok iyi tanımanız lâzım. Adamlar bizi korkutmak, dehşete düşürmek istiyor.

Sadece onlar mı?

İki gündür bu dehşet duygusunu Cemal Uşak vesilesiyle iki kere yaşadım; birincisi Abdurrahman Dilipak’ın Cemal Uşak hakkında sosyal medyada yazdıklarında, ikincisi ise Cemal Uşak’ın yurt dışına kaçmasının sebebini oluşturan Paralel Yapı, -veya Savcı’nın metninde yer aldığı şekilde- “FETÖ” iddianamesinde.

Malûm Cemal Uşak’ın kanser tedavisi yurt dışına çıkışı ile aksadı, belki biraz da üzüntünün ve sıla hasretinin etkisiyle kontrol altına alınan kanser hücreleri yeniden saldırıya geçti. Maalesef üzücü, ama yanına uğrayan dostlardan durumunun hiç iyi olmadığı haberleri geliyor. Nitekim kendisi de “bari vatanımda öleyim” diye, devlette söz ve hüküm sahibi bütün tanıdıklarına yürek burkan bir çağrıda bulunuyor.

Dilipak hemen “Okkır-Uşak” karşılaştırması yapıyor ve “gelsin, hastanede PYD’liler, PKK’lılar, Muhaberat elemanları gibi” tutuklu olarak tedavi görsün diyor. Kalpsizlik, vefasızlık tezahürü bir tedhiş eylemi olamaz; ama “gelip vatanımda öleyim” diyen gönül ehli bir adama “tutuksuz yargılanma esastır, hem de ölmek üzere olan biri için” diye davetiye göndermek yerine, “gel demirli hapishane koğuşunda yatağa kelepçelenmiş olarak son nefesini ver” acımasızlığı ile karşılaşınca insan dehşete kapılıyor. Bu çok yalın, saklanamayan türden bir “güç bende, iktidar arkamda” kibrinin, enaniyetinin dehşeti. En vahşi türünden, kabile savaşçılarının ateşin etrafındaki “gulu gulu” dansı. Bir kifayetsizlik, kıskançlık ve hazımsızlık hali. Kimbilir belki de, iktidar nimetleri ve gücü ile kirlenmiş onca insanın Cemal Uşak’a “sen neden bu kadar temiz kaldın ve bize varlığınla kirlendiğimizi hatırlatıyorsun” öfkesi. Hakkı hukuku çiğneyerek istediğini elde eden, bununla iktifa etmeyip bir de zulmettiği insanın üzerinde tepinen iktidar görgüsüzlüğü. Neticesi, insanın kanını donduran, tiksinti uyandıran bir dehşet.

Cemal Uşak’ın yurt dışında yaşamasının sebebini açıklayan Ankara Başsavcılığının hazırladığı 666 sayfalık iddianame, hukuk adına aynı dehşet duygusunu uyandırıyor. Metin hukuk ve kanun deyimleri ve mantığı ile değil rövanşizm kokan duygularla kaleme alınmış. Yargıtay’ın Ergenekon davası hakkındaki gerekçesi ile bu iddianameyi yan yana koymanız siyasî polemik dili ile hukuk ve kanun dili arasındaki farkı görmeniz için yeterli. İnsan biraz hukuk zerketmez mi iddianameye?

Cemal Uşak gibi Türkiye’nin belki, her krizde ilk müracaat edilecek barış aktivisti, silahı olmayan silahlı bir terör örgütü üyesi olarak suçlanıyor ve bu yüzden vatanında ölemiyor.
Tedhiş, yani terör işte böyle bir şey; etkisiz kılmanın çaresi korkuya kapılmamak ve teslim olmamak.

Cenab-ı Allah sağlık, şifa versin; Cemal Uşak’a ihtiyacımız var.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER