Yolculuğu seven biri olarak İstanbul-İzmir hattındaki hayatı ve ticareti daha canlı hale getirecek, ulaşmayı kolaylaştıracak bir yolun yapılmasının güzel bir şey olduğunu düşünüyorum.

Osmangazi Köprüsü’nden geçişte, Körfez’in derin sularına bakarken, 80’li yıllarda İstanbul’a gelişlerimizi hatırladım. Akşama doğru İzmir Basmane’den kalkan tren, gece yarısı Bandırma’ya kadar varır, burada uykusunun en derin yerinde uyandırılan İstanbul yolcularını, vapura aktarırdı. Trendeki uykuyu bir daha bulamayan yolcuların İstanbul’a ulaşması için 5-6 saatlik bir vapur seyahati daha yapmaları gerekirdi. Şimdi hızla Körfez’i aşıp az zaman sonra Bursa’ya ulaşacağız. Bazen iyi bazen kötü, devir hızla değişiyor.

Basmane çıkışlı tren-vapur yolculuğu uzun sürüyordu ama öğrenciler için hem ucuz hem de keyifli bir yolculuktu. Biz öğrenciler için bu iki şehir arasında bir de otobüs seçeneği vardı. Topkapı’dan çıkan otobüs, Harem’e gelir buradan ‘karşı’ yolcularını alır sonra da İzmit’e doğru yola çıkardı. İzmit Körfezi’ni dolanır ve daha çok köy yollarını andıran dolambaçlı yolları aşarak 9,5 saatte İzmir’e ulaşırdı. Otobüsle değil de özel arabayla o yolu kat etmeye çalışırsanız en fazla bir-iki saat daha erken ulaşabilirdiniz. 90’lı yılların başında İzmit Körfezini dolaşıp vakit kaybetmemek için Darıca ile Yalova arasında feribot seferleri başlatıldı. Bu uygulama Körfez trafiğini by-pass ediyordu ve yolculuğu kısmen rahatlatıyordu. Ancak İstanbul-Bursa-Balıkesir-Manisa-İzmir gibi büyük şehirleri birbirine bağlayan karayolu güzergahının hali sahiden içler acısıydı. Bu durum 2010’a kadar devam etti. Türkiye’nin en önemli ticaret ve sanayi güzergahı ancak 2010 yılından sonra iyi sayılabilecek bir yol haline geldi.

2013 tarihinde New York’tan, Boston’a giderken bize rehberlik eden arkadaş iki şehir arasın
daki sayısız otoyol seçeneğinden dolayı bir türlü hangi güzergahtan gideceğine karar verememişti. Bu duruma şahit olunca, bizim yakın zamana kadar köy yolundan farksız olan İzmir-Bursa-İstanbul karayolu aklıma gelmiş acı acı gülmüştüm. Ancak şu da var ki, böyle yollara sahip olması ABD’nin çok zengin bir ülke olmasından değil, çok geniş ufuklu olmasından kaynaklanıyor. Bütün ülkeyi doğudan, batıya, kuzeyden, güneye bir ağ gibi baştan-başa saran binlerce kilometrelik otoyollar bundan 70-80 yıl önce bugün için çok çok komik sayılabilecek rakamlara inşa edilmişti.

Bir yandan yeni yapılan otobanda ilerliyor bir yandan da bunları düşünüyorum. Bugün, İzmir’e gitmek için sanıyorum en uygun yol; Yenikapı’dan Mudanya ya da Bandırma’ya feribotla gitmek. Feribottan indikten sonra da yakın dönemde bitirilmiş olan duble yolları kullanarak 3-3,5 saat yolculukla İzmir’e ulaşmak mümkün.

30 yıla yakın bir zamandır İzmir ile İstanbul arasında yolculuk eden birisi olarak Osmangazi Köprüsü’nün İstanbul-Bursa-İzmir şehirleri arasındaki iletişime nasıl bir katkısı olacağını doğrusu çok merak ediyordum. Bunu incelemek için 88 lira ödeyerek köprüden geçtim. İtiraf etmeliyim ki, köprü gayet güzel ve ihtişamlı. Hele köprüden sonra Gemlik’e kadar otobanda yolculuk etmek bir hayli etkileyiciydi. Bu yolun Bursa’nın içinden geçerek, İzmir’e kadar devam edecek olması daha da güzel. HGS ile bir türlü geçmeyi başaramamak, nakit ödemede önce parayı ödeyip sonra butona basıp bilet alıp geçmek gibi durumları işin acemiliğine verelim. Ama köprüden geçiş ücretlerinin pahalı olması, kullanıcıları eski alışkanlıklarından vazgeçirmemişe benziyor. Ben köprüden geçerken yol bomboştu. Köprü fiyatının pahalı olmasının yanı sıra bağlantı yolu da bir hayli pahalı; 49 km’lik yola 9.75 TL ücret aldılar. Susurluk’ta karşılaştığım bir kamyon şoförü, arabalı vapuru tercih ettiğini, gidiş dönüş o parayı bu gelirle vermesinin mümkün olmadığını söylüyor. “Öyle görünüyor ki, o köprü bizim için değil.” diyor.

Milletin canının fena halde yandığı, 45 masum insanın teröristler tarafından hunharca katledildiği, bütün dünyanın bizim adımıza yas tuttuğu bir zamanda sünnet çocukları gibi davul-zurna, konfetilerle açılış yapılmasının çiğliğine hiç değinmeyeceğim. Binlerce kilometrelik otobanlara, binlerce köprüye, dev markalara, yüksek teknolojiye ve tutarlı bir siyasi anlayışa sahip ülkeler için söylenen ‘bizim bir tane köprümüzü kıskanıyorlar’ edebiyatının aptalca görüntüsüne de girmeyeceğim. Köprünün rantabl olmadığı ve bu ülkedeki bütün vergi mükelleflerinin üzerine kambur yapıldığı konusunu da yetkin isimler dillendirsin. Bizim paralarımızla köprü ve yol yapmanız sizlere zulüm yapma yetkisi de vermez. Yol yapmanın diğer hiçbir suçu ört-bas etmeyeceğini de çok iyi biliyoruz. Bunlar başka…

Ancak yolculuğu seven bir adam olarak İstanbul-Bursa-Balıkesir-Manisa-İzmir hattındaki hayatı ve ticareti çok daha canlı hale getirecek, iletişimi ve etkileşimi arttıracak, ulaşımı kolaylaştıracak bir yolun yapılmasının güzel bir şey olduğunu düşünüyorum.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER