Gezi’de ismim çıktı diye TRT hiçbir projemi kabul etmiyor

Haldun Dormen hâlâ yoğun bir tempoda yönetmenlik, oyunculuk ve öğretmenlik yapıyor.  Tiyatronun önündeki en büyük engelin yine tiyatrocular olduğunu söyleyen Dormen en iyi tiyatrocuların son iki yıl içinde alternatif tiyatrolardan çıktığını savunuyor. 

Türk tiyatrosunun duayeni Haldun Dormen, gündemi meşgul eden Rexx sinemasının yerine AVM yapılması durumunu oldukça vahim bulurken hükümetin sanata ve sanatçıya karşı bakış açısını da eleştiriyor. Üstad, “Muhalifler TRT’de oynayamıyorlar. Bunlardan biri de benim galiba. Gezi’de ismim çıktı diye TRT’de hiçbir projemi kabul etmiyorlar.” diyor

Kibarlık Budalası ve Müfettiş oyunlarıyla sahne hayatınıza yoğun bir programda devam ediyor, üstelik sık sık turneye çıkıyorsunuz? Yorulmak Dormen literatürüne ait bir kelime değil galiba?
Evet, inşallah yorulmayacağım. Çalışmayı ancak hastalanırsam mecburiyetten bırakırım diye düşünüyorum.

Peki bir gün yorulursanız ne olur? Hayat anlamını kaybeder mi birden?
Hayır, hayat benim için anlamını asla kaybetmez çünkü umutsuzluk benim mizacımda yok. Sahne hayatım boyunca tiyatrolarımı 2 kez kapatmak zorunda kaldım ama bu meslekten hiç uzak kalmadım.

Oyunculuk, yönetmenlik ve hocalık… Siz daima gençlerle birlikte çalışıyorsunuz. Tiyatronun geleceği açısından mesleğe gönül veren gençleri nasıl yorumluyorsunuz?
Bence muhteşemler! Ben kendimi oyuncu olarak değil yönetmen ve hoca olarak görüyorum. Hocalıktan müthiş keyif alıyorum. Geçen gün baktım talebelerimle birlikte 7 saat prova yapmışız. Üstelik havasız bir yerde! İnanın zamanın farkında bile değilim. Yoruluyorsam da hissetmiyorum. Bir şeylerin iyi olması için çok uğraşıyorum ve onlar da azimleriyle, ışıklarıyla bu emeklerime değdiklerinin sinyalini fazlasıyla veriyorlar bana.

Diyaloğunuz nasıl öğrencilerinizle?
Tek kelimeyle, çok dostane!

KIVANÇ VE KENAN’IN GELİŞİMLERİNİ KEYİFLE İZLİYORUM

Bazı duayenler genç nesil oyuncularda fazlasıyla ‘Bir diziye kapağı atıp yırtayım’ endişesinin hakim olduğu eleştirisini yapıyorlar. Siz de aynı fikirde misiniz?
Öylesi de var, olmayanı da var. Mesela benim asistanlarım da dizilerde oynamak hevesindeler ama bir yandan tiyatro da yapmak istiyorlar. Bizim işimiz tiyatro. Tiyatronun yerini televizyon alamaz. Ancak modellikten gelen bir insan beklemeden şöhret olursa tiyatroyu geride bırakabilir. Gerçi bugün Kenan İmirzalıoğlu, Kıvanç Tatlıtuğ gibi çocuklar ders alıyorlar kendilerini geliştirmek için… Onlar bile bu işin sadece görüntüyle olmayacağının farkındalar.

İmirzalıoğlu ve Tatlıtuğ’un oyunculuklarını nasıl buluyorsunuz?
Gelişmelerini keyifle izliyorum. Kesinlikle çok başarılılar.

Eskiden jönlerin oyunculuklarını geliştirmek adına özel dersler alıp workshop’lara katılmaları durumu yoktu galiba, değil mi?
Evet yoktu. O zamanlar ‘Ben jönüm’ deyip kendilerini geliştirmezlerdi. Bilmezlerdi ki bu geçici bir durum! Oysa bugünkü oyuncular öyle mi? Çok daha bilinçli ve akıllılar!

Oyunculuktan çok yönetmenliği sevdiğinizi söylüyorsunuz. Ancak tiyatro insan egosuna hitap eden bir sanat. Sahne önünde yer almaktansa, geri planda işin mutfağında kalmayı benimsemek egonuzu sarsmıyor mu?
Evet, aslında benim de egomu fazlasıyla okşuyor oyunculuk. Hele ki sahnede alkış almak, müthiş bir şey! Şimdi yaşlandım diye herkes ayakta alkışlıyor, bayılıyorum! Ama ya yönetmenlik ya oyunculuk deseler kesinlikle yönetmenliği tercih ederim. Çünkü yönetirken daha kreatif oluyorum. Aklıma türlü türlü şeyler geliyor. İşin mutfağını çok seviyorum. Oyuncuyken bu şans çok fazla yok. Kendi kendine kalıyorsun bir yerde…

TİYATRONUN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL YİNE TİYATROCULAR

Cumhuriyet dönemi sanat yolculuğunun önemli bir kısmına tanıklık ettiniz. Sizce ülkemizde tiyatronun önündeki en önemli engel nedir?
Bence tiyatrocuların kendisi oldu.

Neden peki?
Egoları yüzünden. ‘Ben şuyum, ben buyum’ diye gezdiler ortalıkta. İstedikleri gibi hareket edip, ‘Ben her şeyi yapabilirim’ havasına girdiler. Oysa tiyatronun kaideleri vardır ve ona uymak gerekir. Provaya geç gelmeler, gereken önemi vermemek ve sürekli tuluat yapmak… Bunlar tiyatronun önündeki engelleri oluşturdu. Mesela Shakespeare’i oynuyorsunuz, oyuncu arada maçı anlatıyor. Zihni (Göktay) de çok yapıyor bunu. Ben Zihni’yle bir daha çalışmam. Çok büyük oyuncu ama 3 saatlik oyunu 4,5 saat sürüyor. Mesela çocuk tiyatroları açtılar. Bu işi öyle özensiz yaptılar ki hiç başarılı olmadı. Tiyatrocu olmayanlar sırf para kazanmak için açtılar bu tiyatroları. Neyse ki zamanla öyle iyi oyuncular, sanatçı ve yönetmenler ortaya çıktı ki bugün Türk tiyatrosu muazzam bir yere geldi.

TÜRKİYE’NİN EN İYİ TİYATROCULARI SON 2 YIL İÇİNDE ÇIKTI

Peki alternatif tiyatroları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bence Türk tiyatorsunun ümidi onlar.

Devlet ve şehir tiyatrolarının geleneksel yapısına karşı taze kan olabilecekler mi?
Aslında devlet tiyatrolarına da bu konuda bir eleştiri getiremeyiz. Sonuçta Shakespeare ya da Musahipzade’yi de birilerinin oynaması lazım. Ama alternatif tiyatroların yaptığı işleri de fazlasıyla başarılı buluyorum.

Bu noktada alternatif tiyatroların halktan kopuk, entelektüel tavrı eleştirilebilir mi?
Onların da mizacı bu ama. Türk tiyatrosunda son 2 yıldır alternatif tiyatrolardan çıkan iyi yönetmen ve yazarlar kadar başarılı isimler var olmadı.

AVM’lerde tiyatro oynanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Daha geniş bir kitleye ulaşılması açısından başarılı bir hamle mi sizce?
Kesinlikle! Biz çok mutluyuz AVM’lerde oynamaktan. Sahne tıklım tıklım doluyor. Ama geçenlerde Akasya AVM’de bir oyun oynadık. Müthiş bir AVM olmasına rağmen uydurma bir sahnesi vardı. Arkadaşlarımızın biri oynarken boşluğa düştü. Galiba düzeltecekler. Haftaya orada tekrar bir oyunumuz var çünkü. Trump’taki sahne de çok iyi, Mall of İstanbul ve Kozzy’nin tiyatro sahnelerini de altyapı açısından çok başarılı buluyorum.

Gündemde Afife Jale’nin ilk kez sahneye çıktığı Kadıköy Rexx Sineması’nın kapatılıp yerine AVM yapılması durumu var. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
Üzülüyorum tabii ki. Oraya Afife’yi hatırlatacak bir şey yapmak gerekirdi. Bence Türkiye’de tiyatrounun tek düşmanı sahnenin olmaması. Oynayacak sahne yok tavan aralarında, yer altlarında oynuyor insanlar.

Hükümetin ve bakanlığın sanata bakış açılarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Onların sanata karşı bir bakış açıları yok ki. Her sene özel tiyatrolara uydurma bir para veriyorlar. Başka bir şey yok.

……………………………………………………..

Yeni bir Gezi olursa yine en önde olurum

 

Ödeneklerin muhalif tiyatrolara verilmemesi de çok tartışılıyor…
Günümüzdeki iradede muhaliflere ödenek verilmemesi çok normal. Mesela muhalifler TRT’de de oynayamıyorlar. Bunlardan biri de benim galiba. Gezi’de ismim çıktı diye TRT’de hiçbir projemi kabul etmiyorlar. Hangi projeyi yaptıysak olmadı. Ama başka yerlerde çıkıyorum rahatlıkla, o yüzden takılmadım bu duruma.

Cumhurbaşkanı Topçu Kışlası açıklamasıyla Gezi Parkı olaylarını yeniden gündeme getirdi. Yeni bir Gezi vakası olsa yine destekler misiniz?
Tabii ki. Eğer olaya inanıyorsam en önde giderim. Gezi döneminde biz burada kapıları açıp gazdan kaçan 150 kişiyi ağırladık. Hepsiyle birlikte yedik içtik. O dönemde fazlasıyla desteklemiştim zaten.

DİLARA IŞIK

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER