Ressamın fırça darbeleri palet ile tuval arasında usul usul mekik dokurken yer gök tank paletlerinin darbesiyle sarsılır. Resim adeta titrer, ressam ürker. Tablo birden bire çığrından çıkar, kararır. İzleyicinin şaşkın bakışları arasında tank paleti büyük resmin kontrolünü ele geçirir ve ağır metalin insan etine temasıyla kırmızı istila eder çerçeveyi. Seyirci de kendisini tablonun içinde bulur farkına varmadan. Olaylar, fırçalar, paletler ve darbeler kontrolden çıkmıştır. Tablonun adı ‘Çığlık 2016’, tekniği ise dijitaldir.

Ancak sanal gerçeklik (VR) gözlükleriyle algılayabileceğimiz bu dehşet verici tabloyu şimdi Türkiye’de yaşıyoruz. Darbelerin iğrenç yüzü her şeyi ve dahi sanatı da örtüyor, bir başka bahara erteliyor.

Güzel ülkem Türkiye, normal bir yer olsaydı size sanal gerçeklik gözlüklerinin sanatsal potansiyelinden bahsedecektim. Evet, darbeler ve darbecilere inat ben yine gündemimi değiştirmeyecek ve sizlerle gelecekte bizi bekleyen yeni sanat ortamı VR gözlükleri ile ilgili gözlemimi paylaşacağım. Çünkü ağzımızın tadı kaçsa da Türkiye ilerlemeli, sanat ve medeniyetin yolunu açmaya devam etmeli.

Peşin peşin söylemek gerekir ki gözlükleri kullanmadan meselenin ciddiyetini ve potansiyelini anlamak imkansız. Daha ilk taktığınız anda dünyadan kopup bambaşka bir ortamda buluyorsunuz kendinizi. Işınlanmak gibi birşey. Vücudunuz fiziki mekana göre değil sanal görüntüye göre tepki veriyor. Yerine göre başınız dönüyor yerine göre mideniz bulanıyor.

İşte, biz burada darbelerle boğuşurken bizim dışımızdaki dünyada birileri harıl harıl bu sanal ortam için fikir ve içerik üretiyor. Google’ın sanatçılar için geliştirdiği Tilt Brush uygulamasıyla sanal gerçeklik aleminde resim çizmek mümkün. Ortaya çıkan ürün üç boyutlu olduğu için resim ile heykel arası bir şey. Şöyle düşünün: Çizdiğiniz resmin içine girebiliyor, fırça darbesinin etrafında dolaşabiliyorsunuz. Time dergisi bu eşsiz deneyimi analiz etmek için ressam, tasarımcı ve heykeltraştan oluşan uzman bir ekiple özel bir dosya çalışmış. Hepimiz için çok yeni olan bu deneyimde sanatçıların çucuksu coşkusu dikkatlerden kaçmıyor. Bu, ilk kez karşılaştığımız bir uzaylıya onu ürkütmemek için yavaş yavaş dokunmaya benziyor.

Geçen gün, sanatçı dostlarla bu konuyu değerlendirirken ‘orijinal eser’ tartışması karşımıza çıktı. Özetle ‘ancak sanal ortamda görebildiğimiz bir çalışmanın sanatsal değeri ne kadar olabilir ki’ deniyordu. Tartışma ilerledikçe iş, o üç boyutlu resimlerin yine üç boyutlu yazıcılar marifetiyle basılıp heykele dönüşmesi sonucuna vardı. Bunu Google düşündü mü bilemiyorum ama konunun geleceği yer ve çözüm bu olsa gerek.

Ortada bir resim varsa onun sergileneceği bir galeri de olmalı mutlaka. ‘Tilt Brush Painting Exhibition’ adıyla gerçekleştirilen sanal gerçeklik sergisinde her şey sanal ortamda, havada süzülüyor. Sanatseverler de her zamankinden daha katılımcı. Resmin içinde gezebilmek bambaşka bir deneyim.

Normal şartlarda gidemeyeceğimiz bir konsere VR gözlüklerle katılma düşüncesi sizin de aklınıza geldi mi? Jaunt, ‘sinematik sanal gerçeklik’ uygulaması sayesinde Paul McCartney hayranlarını konser sahnesine ışınlayarak yeni bir dönemi başlatmış. Artık bilet bulamamaktan dolayı konseri kaçırma sıkıntısı da tarihe karışıyor. Bunu sporun alanına uygulayacak olursak takımınızın kombine biletini almak yerine maça VR gözlüklerle bağlanmanızı önerebilirim.

Ürünler ucuzladıkça evimize de girmesi mukadder. Geçmiş tecrübelerimizden ilham alarak bunun bambaşka bir bağımlılık olacağı kehanetini yapmamız zor değil. Çocuklarımızın iPad bağımlılığına rahmet okutacak cinsten bir durum. Ama korkunun ecele faydası yok. Tedbirimizi alıp bu yenilikleri de kucaklamak durumundayız.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER